To buy the latest issue click here
 
Click here to subscribe
 
Babylon Dergi No:13

NO: 13
03 October 2012

Herkes tatilden döndü mü? Ayak-Kokteyl-Kumsal konseptli instagram fotografları doğru filtrelenerek paylaşıldı mı? Tatil fotoğraflarından facebook albümleri oluşturuldu mu? O zaman artık yerleşelim, yavaş yavaş sonbahar için ince hırkaları çıkartalım, kışlık mekanlar açılsın, konser sezonu başlasın (ya da evde oturmayı sevenler için dizi sezonu başlasın.)

Bu Eylül ayında Babylon Dergi bol görselli, dopdolu içerikli ve renkli bir sayı ile 3. Yaşını kutluyor. Göz açıp kapayıncaya kadar geçti üç sene...Daha nice üç senelere.

Bu sayıda neler var hızlıca bir göz atalım;

Yaz’ın, sehrin tadını çıkartanlara ufak bir “flashback”, ama esas rotamız sonbahar. Sonbaharda kaçırılmaması gerekenler için ajandalar çıkartılsın ya da Babylon Dergi’yi baş ucundan ayırılmasın

Babylon Dergi 3. yılını, Türkiye-Hollanda Diplomatik ilişkileri ise 400. Yılını kutluyor, kutlamalar kapsamında neler var bir göz atın.

Geleneksel Türk sporu Yağlı Güreş’e, Kırkpınar’ın Şaaşalı Sahalarına bir de Yunan Fotoğrafçı Pari Dukovic’in kadrajından bakın.

Etkinlik sezonu açılıyor, sokaklarda poster piyasası kızışıyor, peki konser mi poster mi daha güzel? Bakmaya doyamayacağınız konser posterlerini ve yaratıcılarını huzurlarınıza getirdik.

Duke Ellington’ın meşhur şarkısında Elle Fitzgerald’ın dediği gibi, dinlediğiniz şeyin içinde “O SWING YOKSA, BİR MANASI YOKTUR” Peki nedir o swing? 4 farklı açıdan incelendi, sizler için raporlandı.

Dünya müziğinin Cannes Film Festival’i WOMEX, yanı başımıza, Selanik’e geliyor. İlgilileri için WOMEX 101.

Yeni bir nostalji İstanbul’a yaklaşıyor. Ariel Pink’s Hounted Graffiti’yi Babylon konseri öncesi yakından tanımak isteyenler için...

Ben gezmeye doyamadım, dört mevsim gezerim ben diyenler için alternatif iki rota, “Zurich- Cenevre arası artık yedi gün”, ve “Arizona’da bir hafta” gezi yazıları, tam da bir hafta ülkeden kaçmak lazım diyenlere.

Festival gurusu Murat Abbas’tan taze taze Fuji Rock anıları. Ucundan Japonya havası almak isteyenlere.

Dediğimiz gibi bu sayı dolu dolu. Steve Wonder’dan Beirut’a, Kırıka’dan The Ringo Jets’e, üç ay boyunca dolu dolu karıştırıp kurcalayacağınız müzik ve yaşam kültürü dergimiz Babylon Dergi 3 yaşında.

Bu sene sizi bazı süprizler de bekliyor. Gözünüz biz de olsun. Hepimize keyifli bir sezon olsun.

Babylon Dergi No:12

Uzanmışız Kumsala, “Babylon Dergi” Okuyoruz...

NO: 12
07 June 2012

Herkes kışlıkları hurçlara koyup kaldırdı, yazlıkları indirip üç cemreninde düşmesine rağmen yedekte bir yağmurluk bıraktı mı? Yaza hazırsak başlıyoruz. Hepimiz için konserler, festivaller ve tatil sezonu hayırlı uğurlu olsun...

Yazın ve Türkiye’nin gündemine oturan Red Hot Chili Peppers, bizim derginin de kapağına oturdu. Biletler gömlek cebimizde 8 Eylül’e gün sayarken, #RHCPistanbul hashtagletiyle twitler atarken, hafızalarımızı tazelemek adına Anthony, Flea ve tüm RHCP ekibini derginin baş köşesine davet ettik. Başımızın üstünde yerleri var.

Yazın büyük kısmını İstanbul’da geçirecekler için ajanda kabarık. Haliyle dergide ki ağır top sayısıda bu sayıda biraz fazla. Neler mi var?

İngilitere’den çıkıp müziği ve çılgınlıklarıyla tüm dünyanın sevgilisi olan Jessie J’i yakından tanımak için çocukluğuna kadar geri gittik.

Ayrılmaz ikili Two Door Cinema Club ve Metronomy’i biz de ayırmadık ve peş peşe iki dosyada inceledik.

Kuzey’in yeni kraliçesi “Oh Land”i sıcak sulara indirdik. Mono Festival’de heyecanla beklenen performansından önce bize biraz içini döktü.

Efes Pilsen One Love Festival’a geleceği açıklandıktan sonra britpop severleri çılgına çeviren Pulp hakkında daha önde duymamış, görmemiş olabileceğiniz bir arşiv taraması hazırladık.

Müzik kadar sahne kostumleri de önemli tabii. Hepimiz biraz müzik idollerimizden moda dersi de almıyor muyuz? Durum artık böyleyken, önce Dawn of Innocence müzikal kabaresinde Nouvelle Vague için erotik ve çekici kostümler tasarlayan Castelbajac’ı, sonrasında ise Zeki Müren önderliğinde kostümleriyle sahnede toz attıran müzik kahramanlarını yakından tanıdık.

Gezmeden duramıyoruz ama bu sefer biraz abarttık. Kışın ortasında da yaz tatili yapmak isteyenler için yaz sayısında kalktık, 24 saat Avustralya’ya uçtuk. Eee; kışa kadar anca plan yapılır, bütçeler ayarlanır. Melbourne’un altını üstüne getirirken, Avustralya’nın başkenti OLMAYAN Sidney’de de sizler için bir hızlandırılmış tur hazırladık.

Lizbon aynı İstanbul’a benziyor klişesine son, Lizbon’u bir de Portekiz’lilerden dinleyin. Kıyıda köşede kalmış bu küçük Avrupa ülkesini sakın es geçmeyin.

Ben uzun uzun dergi okuyamıyorum hele plajda sadece fotoğraflara bakabiliyorum diyenler için bol fotoğraflı iki dosya var yaz sayısında: Konumuz konser, festivalken; ağzımız açık, 1996’dan beri Londra’da olmanın keyfini çıkaran Belçikalı fotoğraf sanatçısı Eva Vermandel’in Tom Waits’ten, Jeremy Irons’a, Sigur Ros’un turne günlüklerine kadar uzanan kabarık portfolyosuna daldık. Oradan da Atatürk Oto Sanayi’ye. Hurda arabaların başında, çay ocağında demlenirken, gençlerin ince, tecrübelilerin nasırlanmış elleriyle işler hâle getirdikleri kocaman makinelerin yanında, önünde, arkasında… otosanayiye hiç böyle bakmamışsınızdır.

Hadi siz dergiye bakadurun, biz şimdilik sıramızı savdık, size yaz sezonu boyunca dolu dolu okunacak harika bir sayı hazırladık. Sahne önünde ya da plajlarda görüşürüz. Bol müzikli, keyifli ve iyi tatiller.

]]>

Babylon Dergi No:11

KURT COBAIN İÇİMİZDE...

NO: 11
12 March 2012

"Esas kar” yağdı yağacak derken, Babylon derginin hem koskoca 10 sayısını devirdik, hem de 2011 senesini geride bırakıp tüm seneyi ıncık cıncık değerlendirdik. Sonra da oturduk karda kışta evimizde, ofisimizde Kurt Cobain hırkalarımızı giyip kolları sıvadık ve dolu dolu No:11 ilkbahar sayısını hazırladık. Hava soğuktu, biz de yazdıkça yazdık.

Biz buralar kar kış derken “haydi Nordic Müzik Dosyası hazırlayalım” dedik ve gerçek soğukta nasıl muhteşem müziklerin ortaya çıktığını bir kez daha kendimize ispatlamış olduk. Bununla da kalmadık, Babylon’da Nordic Müzik Festivali yaptık, başına da Kings of Convinience’ı oturttuk.

Kuzey’den güzel müzik çıkar da bizden çıkmaz mı? Akıntının dışında kalan, yerli, bağımsız ve farklı sesleri aradık bulduk. Onları bizden önce keşfeden plak şirketlerine şapka çıkarttık.

Şimdiden sıcak yazın hayalini kurduk ve hazır oteller boş, uçak biletleri ucuzken Avrupa’daki en önemli festivalleri ve hali hazırda açıklanan line-up’larını inceledik, yerlileri de atlamadık. Tavsiye bizden gitmesi sizden.

“Sıcak” fikri ayaklarımızdan girip yukarı doğru ilerlerken, üşenmedik 10 saat uçtuk, Vietnam’ın kuzeyinden girdik, güneyinden çıktık. “Aman şimdi kim gidecek” diyenler için tek başınıza gezebileceğiniz bir parkur hazırladık. Dönüşte de İstanbul aktarmalı Manchester’a devam ettik. Ian Brown’a göre plajı hariç herşeyi olan, Ajp Taylor’a göre ise Züppeler Ülkesi İngiltere’nin tek istisnası olan bu sehri, bir de biz deneyimledik.

Sonunda döndük dolaştık kürkçü dükkanına geri döndük, Ali Öz’ün gözünden Tarlabaşı’na bir kez daha baktık ve “en güzel İstanbul” dedik.

Bu arada bol bol lafladık, dolu dolu bahar sayısı için Of Montreal, Mark Farina, Can Bonomo, Shearwater, Neyse, Soaked röportajları da yaptık.

Kurt Cobain yaşasa onla da yapardık, yapamadık ama ölüm yıldönümüne denk gelen bu sayıda, kapakta onu andık.

Babylon Dergi No:10

80’ler mi, 90’lar mı yoksa yeni bir yıl mı?

NO: 10
12 December 2011

Müzik, zamanın ruhunu, olanı biteni, olan bitenin yarattığı duyguları, melodi ve lirikler aracılığıyla bize yeniden anlatıyor. Müzikle besleniyoruz. Ama dinlediğimiz müzik de, yaşadığımız zamanlardan besleniyor.

Belki artık elimizde, 80’leri anmak için sık sık yaptığımız gibi synthesizer, electronickeyboard ve drum machine’ler ile şekillenen New Wave gibi tek bir müzik türünün adını geçirip, bir dönemi bir çırpıda özetleyebileceğimiz ortak bir veri yok. Ya da Nirvana’nın 90’larda yaptığı gibi, sadece müzikleri ile değil, giyim kuşam ve tavırları ile de hayatlarımıza yön veren tek bir gruptan bahsememiz zor, şimdiki zamanı anlatmak için. Ama bu bile, içinde bulunduğumuz dönem hakkında bize önemli bir ipucu veriyor: Karmaşık zamanlar…

Babylon Dergi’nin bu sayısını 2011 yılına ithaf ettik. Farklı beslenme alışkanlıklarına sahip bir takım dahili ve harici müzik tutkunu, geride bıraktığımız 365 günün öne çıkan albüm ve konserlerini masaya yatırdık. Yılın en iyi yabancı albümlerini 40’dan geriye doğru sayarken, en çok dinlenen yerli albümleri de unutmadık.

2011 yılı turumuzu Norveç’te Jazz günlüğü tutarak, 10 şehirden 10 insan ile tanışarak, Club Bangkok ile buluşarak, Vancouver’a giderek, Dubstep dersi alarak ve özetle, müziğe olan tutkumuzu hayatın farklı alanlarında da hissederek tamamladık.

Bir de baktık, 10. sayıya gelmişiz.

Şimdi tekrar sorumuza dönelim. 80’ler mi, 90’lar mı?

80’lerden çıkıp gelen, 90’larda müzik hayatına aktif olarak devam eden ve belki de bir nesile sıfırdan anlatılması gereken Gary Numan, “D: Hiçbiri” diyor. İlla ki yarın…

Yarın, daha güzel müzikler dinleyelim.

Babylon Dergi No:09

MUSIC IS LIFE!

NO: 09
16 September 2011

Geçtiğimiz sayının kapağında Amy Winehouse, içeriğinde ise o sıralarda bir konser vermek için İstanbul’a gelecek olmasının verdiği heyecan vardı. Ne o konser gerçekleşebildi, ne de artık Amy Winehouse’un güçlü kontralto sesini kanlı canlı duyabileceğimiz herhangi bir başka konserden bahsetmek mümkün.

Ama bahsedilecek çok konu var. Hemen hemen hepsi de, müziğin gücünün yön verdiği konular…

Yağmur, çamur, kalabalık demeden, Glastonbury festival nişanını gururla bileğine takan Çetin Cem Yılmaz’ın anlattıkları gibi… Kendisi dünyanın en ünlü müzik festivalinin 2011 etabında sahneler arası mekik dokudu ve sizin için notlar tuttu. Sayfa 82’te.

İlla ki en büyüğü, en ünlüsü mü olması lâzım? Müzik sizi Antwerp’un küçük bir kasabasına da sürükleyebilir. Hattâ Boom adlı o kasabayı harita üzerinde keşfetmenize sebep, bizzat bir elektronik müzik festivali olabilir. (Bkz. Sayfa 78 - Tomorrowland 2011)

Londra’da kendi hâlinde bir plak dükkânı, gençlik yıllarında bir müzisyeni müdavim yapıp, kariyerine yön verebilir. O plakçının adı Honest Jon’s, söz konusu müdavimin adı da Damon Albarn olursa…

Anadolu Pop’un balta girmemiş ormanlarından çıkan sesler, pek yakında bir Replikas albümünde karşınıza çıkabilir. Hattâ Replikas söz konusu albüm için itina ile seçtiği şarkılara kendi yorumlarını da katarak, size “cover değil, alın teri” dedirtebilir.

Sahneden düşenler, gözden de düşer mi? Yok yok, müziğin gücü onları hep ayakta tutar. Murat Ertel’den Bono’ya, sahne kazası hikâyeleri sayfa 68’te

Soundwalk Collective, müzik ve sesler aşkına kıyıdan kıyıdan Karadeniz’i dolaşır, gezip gördükleri yerlerdeki kültürel çeşitliliği kayıt altına alırsa... İşte size müziğin gücünün rota çizdiği bir konu daha… Sayfa 38’te.

Konumuz yolsa ve o yol sizi Barselona’ya çıkarıyorsa, orada da neredeyse koca bir seneye yayılarak hiç boş geçmeyen, Primavera Sound, Sonar gibi festivaller karşılar.

Bazen de müzik uzak yollardan gelir. Ve Babylon’da yeni bir sezon, Midnight Express konserler zinciri ile başlar. Midnight Express nedir, ne değildir, sayfa 58’te.

Müzik, hayattır.

Bir başka deyişle; Amy Winehouse ölmedi, kulaklarımızda yaşıyor.

Babylon Dergi No:08

AYILANA GAZOZ, BAYILANA AMY WINEHOUSE

NO: 08
01 June 2011

Şimdi sıkı durun...

Amy Winehouse, üç vakte kadar kentimize gelecek. Şayet bir arıza olmazsa, 20 Haziran’da Küçük Çiftlik Parkı’nda bir konser verecek; sevenler bir daha sevecek, sevmeyenler zaten büyük ihtimalle orada olmayacaklarından, ayaklarına gelen bu Amy Winehouse sevgi seline kapılma fırsatıyla birlikte, son yılların en iyi konserlerinden birini izleme şansını da kaçırmış olacak. Bu tarihî buluşma öncesi, hep birlikte (sevenler de, sevmeyenler de, evet aynen öyle) Amy Winehouse bilgilerimizi tazeliyoruz. Karşınızda bol ünlemli, aç parantez-kapa parantezli kariyerinden satır başları ve bugüne kadar yedikleri, içtikleri, söyledikleriyle bir Grammy ve vukuat rekortmeni.

Amy Winehouse, Babylon derginin sekizinci sayısına ilham vermeye devam ediyor. Sahne üstü, perde arkası, kamera karşısı, kapı aralığı ya da umumî tuvalette, müzikal icraatları kadar elzem vukuatları ile de ünlü bir kısım müzisyen, sayfa 50'de derginin disiplin kuruluna çıkıyor.

Çakışan sahneler, zor seçimler… Eğrisi, doğrusu ve Kanye West’i ile yazın ilk büyük uluslararası müzik festivali geride kaldı. Bir hayalperestin Coachella günlüğünü sayfa 70'te çekinmeden okuyun. Yaz boyunca yurtta ve cihanda coşkuyla kutlanacak diğer müzik festivallerini de, kaçırılmaması gerekenleri ile sayfa 60'ta elinizle koymuş gibi bulun. Tatil ya da düğün, davet planlarınızı yapmadan önce, mutlaka göz atmanızı, önemle tavsiye ederiz.

Bir nesil “cover” grupların müziği ile eğlendi. İyi mi etti, kötü mü etti? Cover müzik konusuna kapsamlı bakış, Türkiye’den örnekleriyle sayfa 74’te.

Türkiye’den bir Cirque de Soleil, dünyadan bir John Lennon geçti; İstanbul’da Salt açıldı, Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi’nde Mengü Ertel sergisi yapıldı; Michael Moore Amsterdam’dan kalktı İstanbul’a geldi, biz İstanbul’dan kalktık, dar sokakları, eski köprüleri ve bienali ile ünlü bir şehre gittik: nüfusundan yüzölçümüne ve tabiî başka özelliklerine, Venedik hakkında bilmek istediğiniz her şeyi sayfa 96'da topladık. Doğu Londra sokaklarını Necdet Şahin ve Deniz Harut ile dolaşıp, arkamızda ekmek kırıntıları bıraktık. Bir dahaki sefere, yerleri tespitli hâlde biliyoruz: ikinci el kıyafetler Beyond Retro’dan, en sıkı plaklar Rough Trade’den… Beş çayları zaten şirketten…

Londra’nın doğusundan, Türkiye’nin batısına...

Şimdi rahat bir nefes alın… Yaz, geldi. Nihayet!

Çok yakında, Babylon Aya Yorgi’de görüşmek üzere...

Babylon Dergi No:07

Mart kapıdan baktırır

NO: 07
01 March 2011

Müzik, devam ediyor. İçeride ve dışarıda...

Toplu eğlencelerin, en eğlenceli müzikleri... Babylon derginin bu sayısına Roman havası ve “Çingene Punk”ın en önemli temsilcisi Gogol Bordello ağırlığını koyuyor. Buradan hemen oraya ulaşmak istiyorsanız, sayfa XX’te konuya giriş yapıyoruz.

Üç tarafı denizle çevrili ülkemizin, dört tarafı duvarla çevrili gece mekanlarında, birkaç saat boyunca insanları sadece müziğin gücü ile birarada ve eğlenme pozisyonunda tutan insanlar... Yani DJ’ler... Yani yerli olanları... Türkiye’nin en eski ve bazı yeni DJ’leri, bu işin ne menem bir şey olduğunu anlatıyor. Sayfa XX’te.

Yurtdışına açılan, yurttan sesler... Başka başka ülkelerde albüm çıkartan bağımsız Türk müzik grupları ile gurur duyuyor ve bu sayıda onlar hakkındaki bilgilerimizi tazeliyoruz. Sayfa XX’te başlayan röportajlar serisi, siz ve onlar için geliyor.

Bir Türk, bir Avusturalyalı müzisyen, aynı albüme nasıl sığar? Erdem Helvacıoğlu’nun Ros Bandt ile ortak çalışması Black Falcon, elektrogitar ile yerel Avusturalya çalgısı Tarhu’yu yan yana getiriyor. Erdem Helvacığolu son projesi ve The Cardigans vokalisti Nina Persson’dan, Joe Mardin’e (evet, Arif Mardin’in oğlu) uzanan yeni müzikal birlikteleri ile ilgili tüm detayları, kendisi ile yaptığımız, sayfa XX’teki röportajda anlatıyor.

Nublu’da tanıştık, Babylon’a davet ettik. Konserler sonrasında Farfara grubunu yakalayıp, Almanya’daki festival projelerinden, albüm demolarına, her telden konuştuk. Sayfa XX’te.

1969 tarihli efsane albüm Led Zeppelin II, Türkiye’de basılmış plak kapaklarında, onun imzasını taşıyor. Döneme damgasını vuran pek çok başka albüme de, Betül Atlı kendi damgasını vurmuş. Sayfa XX’teki röportaj, onu yakından tanımanız için...

Müziğin bittiği yerde, uzaklara gidiyoruz. Stockholm’de, şehrin merkezinde bir canlı müzik tesisi keşfediyoruz. Adı, Debaser. Geleceği politikacıların eline bakıyor. Hikaye nedense, bize çok tanıdık geliyor. Koşullar farklı olsa da…

Yağmurluklarımızla Güneydoğu Alaska’ya bir yolculuk... Şehrin yüksek temposuna ayak uyduracak en rahat ayakkabılarımızla Hong Kong... Burnumuzda yemek kokuları, Londra’nın Borough Market’i... Bu sayıda gezip gördüklerimiz, yiyip içtiklerimiz ile birlikte sizin oluyor.

Ve Prof. Dr. Ali Nesin’in Şirince’de kurduğu Matematik Köyü’ne uğrayıp, hayat dersi alıyor; Türkiye’nin yeşil rehberi yesilist.com ile organik (ve kesinlikle çok daha yaşanır) bir dünyanın kapılarını açıyoruz.

Mart, Nisan, Mayıs... İlkbahar takviminiz, müzik ve hayattan keyif aldığınız anlarla dolu geçsin.

Babylon Dergi No:06

Ve bir yılın daha bize ayırdığı sürenin sonuna geldik...

NO: 06
01 December 2010

Müzik çok, zaman kısa… Bu sayının özetini, sayfa 108’teki Hi-find köşesi yapsın mı? Yapsın. Siz, müzikseverden odyofile müzik dinleme tavsiyeleri alırken, koca bir yıl daha bitsin. Oldu mu şimdi?

Señor Coconut son zamanlarda en çok zamana ihtiyacı olduğunu söylüyor (bkz. sayfa 24). Seu Jorge, zamanı geri getirip çocukluğuna dönmek istiyor. (bkz. sayfa 120) Ama işte, bir yıl daha geçip gidiyor. Zaman gerçekten kısa. Müzik, uzun mevzu…

Bir müsait olduğunuzda, sayfa 72’deki “2010 Ganimetleri” başlıklı yazıyı okuyun. Gorillaz’dan Groove Armada’ya, geride bıraktığımız yılın kulağa ve ruha iyi gelen albümlerini bir de buradan dinleyin. Söz ve müzikler onlardan, değerlendirmesi bizden. Biz derken, bir grup müzik tutkunu insan…

Kasım ayının ilk haftasında Babylon’da iki gece üst üste verdiği konserlerle de ispatlandığı üzere, everybody loves Seu Jorge! Yakından tanısanız daha da seversiniz. Hazır yakalamışken kendisini bir güzel sorgu suale çektik. Bu arada, Seu Jorge’yi Babylon’a her zaman bekleriz.

Firewater kurucu üyesi Tod Ashley, ayıptır söylemesi, bu sayıda biraz rol çalıyor. Brooklyn’den Doğu’ya çıktığı yolculuğa bir süredir İstanbul’da mola veren müzisyen, bir köşede müziğini anlatıyor, bir başka köşede başını çektiği iKedi projesiyle bu kez kukla tasarımcısı Roger Titley’nin röportajında karşımıza çıkıyor. Sahi, Tod Ashley tüm bunlara ayıracak zamanı nereden buluyor?

Kongolu müzisyen, yazar ve şair Enzo Ikah, zor zamanları pozitif düşünce ve müziğin gücü ile aştığını söylüyor. İstanbul’da bir mülteciden, tüm dünyaya barış ve sevgi tarifleri için istikamet sayfa 92.

Monty Python: Almost The Truth belgesi ile zamana meydan okuyan espriler yeniden gündeme geliyor. Deniz Cuylan sayfa 101’te bir Python hayranı olarak sıkı not tutuyor.

Ve şubat ayında bize sirk yolu gözüküyor. Ama bu, küçükken gittiğimiz sirklerden biraz farklı. Zira Cirque du Soleil, ip cambazlığını sokak sanatları, modern dans ve müzikle buluşturup, bambaşka bir yere taşıyor. Kanada’dan Türkiye’ye… Bu muhteşem gösteriyi izlemeden önce, Melikşah Altuntaş’ın sayfa 52’teki yazısı size rehber olacak.

Rehberlik hizmetlerimiz Helsinki ve Londra’nın ünlü caz kulübü Ronnie Scott’s’a yaptığımız ziyaretlerle devam ediyor. Bu arada İstanbul’a da Murat Germen’in kadrajından bakıyoruz.

Zaman kısa, müzik çok…
Her ikisinin de tadını çıkarttığınız, güzel bir yıl olsun. Gerçekten.

Babylon Dergi No:05

Nerede kalmıştık?

NO: 05
01 September 2010

Herkes yerli yerine yerleşti mi? Yazlık evlerin panjurlar indirildi, deniz, kum, güneş defterleri kapatıldı mı? Şehre inildi, şehrin havasına suyuna gidildi mi? Şimdi kağıtlar, kalemler çıksın, herkes tatili nasıl geçirdiğine dair girişli, gelişmeli, sonuçlu kompozisyon yazsın. Babylon derginin de yazdan kalma anıları, özet çıkarıp anlatacakları var. Yolu Babylon Aya Yorgi’ye düşenler ve Monk’tan geçenler… Ama, esas konumuz, ille de Sonbahar. Zira, yeni bir sezon başlıyor. Müzik, kültür, sanat ve başka şeyler, yeniden kentimize geliyor.

Yeni sezonda Babylon’un kapıları Tindersticks ile açılıyor. 90’lardan günümüze, Nottingham’dan İstanbul’a, melankolik müzikler aleminden Babylon’a… Açılış konseri öncesi son durum raporu almak için, grubun vokalisti Stuart Staples ile röportaj yaptık ve hiç “neden müzik” diye sormadık. Bu saatten sonra o soru pek uygun düşmezdi zaten.

Sonbaharın gelişi, Akbank Uluslararası Caz Festivali’nden belli olur! Yerli-yabancı, usta-çırak, solo-duo-trio-quartet-quintet demeden kulaklarımızın pasını atmaya hazırlanırken, Türkiye’de caz yapan genç nesli yakın markaja aldık. Çoğunluğu lisans ya da yüksek lisans seviyesinde caz eğitimi görmüş olan bu isimlerle siz de mutlaka tanışın. Son birkaç yılda caz müziği adına ne kadar ilerleme kaydettiklerini okuyunca, tanıştığınıza asla pişman olmayacaksınız.

Oradan kalktık, oraya oturduk. Yeni albüm çıkaracakları haberini alınca, Baba Zula ile Vita yağ tenekelerinden saksılar yaptıkları “henüz adı konmamış” müzikleri üzerine konuştuk. Filmin sonunu söylemek gibi olmasın ama, bu müziğin isim babası, galiba Baba Zula.

Nouvelle Vague azası Melanie Pain ve son Bahialı Marcia Castro ile de Çeşme rüzgarına karşı soru-cevap oynadık. Birine Fransız mutfağını, diğerine Brezilya’nın plajlarını sorduk. İkisi de sınavdan başarıyla geçtiler.

Sonra kalktık, dünün grafiticilerinin bugünün sanatçıları olduğu ve İstanbul sokaklarının da çaktırmadan galeriye dönüştüğü bir dönemde, kendimizi sokak sanatı grafitinin geçmişinde bulduk. Herkesin hedefi Bansky olmak olmasa da, modern zamanların hiyeroglifleri hakkında bilgi edinmenin, genel kültür departmanında arşivlenecek cinsten muhtelif faydaları var.

Yüz hatlarından şehir analizi… 2008 Berlin çıkışlı uluslararası fotoğraf projesi Facity’i, projenin Türkiye ayağı Emrah Altınok anlattı. Fransız-Alman kültür kanalı ARTE’nin talebiyle İstanbul’a gelen Albert Knechtel de, Boğaz’a odaklanan, beş bölümlük İstanbul belgeselini…

Konu belgesellerden açılmışken… Kendisine “Doors müptelası” teşhisi koyan Neylan Bağcıoğlu’nun When You’re Srange’in yönetmeni Tom Dicillo’ya yazdığı mektubu ele geçirdik. Okumakla da kalmayıp, yayımladık. Kendisinin izniyle, tabii… Eski Rockçılardan kim kaldı? Otel odası yıkıp, dökmelerin grupların turne takvimlerinden kalkmış olmasını, beş yıldızlı otellerin Spa’larına bağladık.

2010 Avrupa Kültür Başkenti sıfatıyla tüm gözler İstanbul’dayken ve bu durumu nitelikli projelerle değerlendirememiş olmaktan dolayı hafif de rahatsızken, British Council’in Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi ve Anadolu Kültür ortaklığıyla yürüttüğü Benim Kentim - My City projesine ve de üstelik başka şehirleri de kapsayacak olmasına sevindik. Hazır Ekim ayı için geri sayım başlamışken, Mardin, Trabzon, Çanakkale, Konya ve İstanbul’da, söz konusu kentlere artı değer katacak sanatsal projelere yakından baktık.

Ve tabii yaz boyunca bol bol gezdik… Barcelona sokaklarında dolaşırken rahat insanlar, keyifli müzikler ve kırık sandalyelerle dolu bir bar, El Mariachi’yi keşfettik. Bangkok’ta tapınaklardan geçip, üç dinin kutsal şehri Kudüs’te üç tam gün geçirdik. Aynı toprakları paylaşan farklı inanç, dil ve kültürlere barış dileyip, oradan ayrıldık. Ve bir kompozisyonun daha sonuna geldik.

Şimdi, yeni bir sezon başlıyor. Biz önümüzdeki konserlere bakalım. Babylon’da, sahne yakınlarında bir yerlerde karşılaşmak üzere...

Babylon Dergi No:04

"Babylon" Dergi Yaz Sayısı Raflarda!

NO: 04
01 July 2010

İstanbul’un en önemli canlı performans merkezi Babylon’un 3 ayda bir yayınlanan ve yayın hayatına geçtiğimiz sene başlayan müzik ve yaşam kültür dergisi “Babylon”’un yaz sayısı raflarda!

Babylon’un yaz sayısında neler var?

Dünyadan ve Türkiye’den Festivaller özel dosyası… U2 Konseri Yaklaşıyor, Konserle İlgili Tüm Detaylar… Volga Yıldız’ın objektifinden başka bir İstanbul… Mor ve Ötesi’nin Geri Dönüşü… 70’lerden 80’lere Dans Furyası ve Türkiye’nin Dans Grupları Tarihçesi… Ege’nin İki Kıyısından Nağmeler: Hüsnü Şenlendirici ve Trio Chios… Babylon’un merakla beklenen 2010 Çeşme Operasyonu… Goa Gezi Notları… Mimar Sinan Üniversitesi Öğrencilerinden Alternatif Babylon Posterleri… Murat Beşer’den Koleksiyon Hikâyeleri...

Babylon Dergi No:03

Babylon Dergi Bahar Sayısı Bayilerde!

NO: 03
01 March 2010

Babylon'un müzik ve yaşam kültürü dergisi "Babylon Dergi"nin 3 aydır merakla beklenen son sayısı çıktı. Babylon müdavimleri ve müzikseverler tarafından başucu malzemesi olarak kullanılan Babylon Dergi, tanınmış müzik yazarlarından farklı makaleler, röportajlar ve albüm tanıtımlarıyla müzik kültürüne dair her şeyi içinde barındırıyor.

Babylon Dergi'nin yeni sayısında neler var?

The Beatles'tan Sex Pistols'a grup menajerleri özel dosyası… Nisan ayında Babylon'u ziyaret edecek Lamb'in solisti Lou Rhodes hakkında her şey… Nezih Ünen rehberliğinde Anadolu'nun Kayıp Şarkıları… Göksel ile son albümü ve müzik üzerine bir sohbet... Nostalji severlere bolca Anadolu Pop… Berlin ve Cape Town gezi notları...

Her zaman olduğu gibi müzik yazarlarından köşe yazılarıyla birlikte keyifle okuyacağınız müzik ve yaşam kültürü dergisi Babylon Dergi'nin bahar sayısı raflara çıktı.

Babylon Dergi No:02

Babylon Dergi’nin İkinci Sayısı Çıktı!

NO: 02
01 January 2010

Babylon’un kendi adını verdiği yepyeni müzik ve yaşam kültürü dergisi “Babylon Dergi”nin ikinci sayısı çıktı. İlk sayısı Babylon müdavimleri ve müzikseverler tarafından büyük ilgiyle karşılanan Babylon Dergi, tanınmış müzik yazarlarının köşe yazıları, röportajlar ve albüm tanıtım yazılarına da yer veriyor.

Bant ekibi ile ortaklaşa gerçekleştirilen Babylon Dergi üç ayda bir yayınlanıyor. Eylül’de yayınlanan ilk sayıda Nigel Kennedy, Sulukule’nin Kaderi, Songlines Dergisi, Bora Uzer ve Black Lips haberleri ilgiyle karşılanmıştı.

Babylon Dergi ikinci sayısının kapağını ilginç topluluk Tinariwen’e ayırdı. Bu sayıda ayrıca Rio De Janeiro ve elektro bağlama dosyaları da dikkat çekiyor. Gudrun Gut, Jaga Jazzist, Fatih Akın ve Gilles Peterson röportajları tüm meraklıları için.

Her zaman olduğu gibi müzik yazarlarından köşe yazılarıyla birlikte keyifle okuyacağınız müzik ve yaşam kültürü dergisi Babylon Dergi’nin ikinci sayısını kaçırmayın!

Babylon Dergi No:01

Babylon Dergi'nin İlk Sayısı Çıktı!

NO: 01
01 September 2009

Müziği, sahnesi dışında başka platformlara taşımaya ve yeni ufuklar açmaya hazırlanan Babylon, kendi adını verdiği bir dergi projesi ile devam ediyor. İçeriğinde Türkiye’nin tanınmış müzik yazarlarının köşe yazıları ve ileriki tarihlerde Babylon'da performans verecek olan müzisyenler ile yapılan röportajların ağırlıklı olarak yer alacağı Babylon Dergi, yeni çıkan albüm ve dünyanın önde gelen canlı konser mekanlarının tanıtımlarına da yer veriyor.

Bant dergisi ile ortaklaşa geliştirilen ve üç ayda bir yayımlanacak olan Babylon Dergi’nin ilk sayısı 17 Eylül Perşembe günü raflardaki yerini alıyor.

İlk sayıdan başlıklar bazı başlıklar ise Nigel Kennedy & Hendrix, Sulukule'nin kaderi ve Sulukule Roman Orkestrası, Gevende Fransa’da!, Andy Votel, Songlines Dergisi 10 Yaşında, Brazzaville, İstanbul’da, Bora Uzer, Black Lips...

Babylon titreşimidir.