10 Usta 10 Albüm: Ali Perret, Sibel Köse, İmer Demirer
2025 yılında kayıtları tamamlanan ve dinleyiciyle buluşan 10 Usta 10 Albüm projesi, 4 günde gerçekleşecek 10 konserlik bir festivalde bir araya geliyor. LoftCaz Records ve Hayyam Stüdyoları işbirliğinde gerçekleşen festivalde sanatçılar albüm kadrolarıyla sahne alacaklar.Türkiye’de ilk kez, bir kayıt projesi bu bütünlükte canlı performanslarla sahneye taşınırken; stüdyo sürecinde kurulan müzikal bağ, konser formatında doğrudan dinleyiciyle buluşuyor. Bu festival, bir albüm serisini yalnızca sonuçlarıyla değil, üretim mantığı ve kadrolarıyla sahneye taşıyan ilk örnek olma niteliği taşıyor.
Ali Perret Octopus Band – Isonomy
Ali Perret Octopus Band, dinleyiciyi güçlü ve özgün bir sesle karşılıyor. İsmini Yunanca ἴσος (isos, eşit) ve νόμος (nomos, hukuk, gelenek) kelimelerinin birleşiminden alan Isonomy, “hukuk önünde eşitlik” anlamına geliyor. Albüm, eşsizlik ve karmaşayla eş zamanlı var olabilen beraberliği odağına alıyor. Ali Perret’in hem besteci hem icracı kimliğini ortaya koyduğu bu çalışma; modern, özgür, yer yer çocuksu aynı zamanda dengeli yapısıyla adeta bir oyun alanı. Doğaçlamaların ortasında beliren birliktelikler ve sololara bırakılan alanlar karşılıklı dinleyebilme pratiğinin bir göstergesi. Armoni, melodi ve ritim gibi unsurlar, alışılagelmiş kalıpların dışında, esnek bir biçimde şekilleniyor. Kuzey İtalya’da bir pazar yerinden deniz seyahatine uzanan referanslarla dolu bu çalışma, Perret’in derin müzikal birikimiyle şekillenen dinamik ve tutarlı bir hikaye. Gözünüzü kapatıp tamamını dinlediğinizde, zihninizde multi-enstrümantalist bir ahtapot belirebilir.
Sibel Köse - In Good Company
Sibel Köse’nin yeni albümü In Good Company, tamamı klasiklerden oluşan, modern düzenlemeler ve cömert doğaçlamalarla canlı bir konserin enerjisini taşıyan bir seçki. Albüm boyunca nefeslilerin güncel dokunuşlarla ışıldadığı hızlı açılışlar, zarif bir salınımla yeniden doğan bir müzikal klasiğine ve yalnızca vokal ve basın diyaloğuna uzanan güçlü bir çeşitlilik var. Parçalar arasında dolaşan farklı diller, dönem estetikleri ve türler, yedi müzisyenin ortak yönelimiyle tutarlı bir bütünlük duygusuna bağlanıyor. Köse’nin berrak ve dingin yorumu, aşkın farklı tonlarını ele alan bu parçalar arasında hem rehberlik ediyor hem de müzisyenlerin açtığı alanlarda özgürce dolaşıyor. In Good Company, birlikte çalmanın iyi halini, doğaçlamanın açıklığını ve her anlamda sevgi ve beraberliğinin çok katmanlı halini bir araya getiren, dinleyeni bir sahne çevresinde oluşturulmuş beraberlik hissine hızla yaklaştıran bir çalışma.
İmer Demirer – Evergreen
Sıklıkla aktarımlarından bahsettiği Emin Fındıkoğlu’nun, Thelonious Monk’un, Antônio Carlos Jobim’in, besteci Victor Young’ın eserleri yanı sıra kendi bestelerine de yer verdiği, Can Çankaya, Kağan Yıldız ve Burak Cihangirli’yle beraber İmer Demirer Quartet olarak yayımlanan Evergreen’de de uzak ve yakın geçmişten melodilere adeta ruhunu üflüyor Demirer. Aşina olduğumuz klasikler, dikkatli dinleyiciye bazen temposuyla, bazen tınısıyla, bazen de düzenlemeleriyle yenilikler sunuyor. Bright Mississipi sanki her zamankinden biraz daha oyuncu, Corcovado dingin ve Stella by Starlight yavaşça süzülüyor. Emin Fındıkoğlu melodileri Demirer’in trompetine çok yakışıyor. Princes and the Snake’te albümün konuğu Ali Perret’le, Pomet’te ise Can Çankaya ile girift ve keyifli diyaloglar kuruluyor. Ich Denke Dich ise herkese tamamen özgür bir doğaçlama alanı açıyor. Baştan sona üst üste dinleyince hatırladıklarımız ve yeni olanlar geri döneceğimize emin bir yerde bırakıyor.
Event Program
| 19:30 | Doors Open |


